Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in 4 Haziran 2023’te göreve başlamasının ardından eğitim politikalarına ilişkin tartışmalar hem kamuoyunda hem de yargı süreçlerinde gündeme taşındı. Özellikle Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) uygulamaları ve açıklamaları, çeşitli sivil toplum kuruluşları ve siyasi partiler tarafından yargıya taşındı.
Bu süreçte ilk başvurulardan biri, Bakan Tekin’in 17 Aralık 2023’te TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşma sonrası gerçekleşti. Tekin’in, Devrim Yasaları kapsamında kapatılan bazı yapıları “sivil toplum kuruluşu” olarak nitelendirmesi ve bu yapılarla iş birliğinin süreceğini ifade etmesi üzerine İstanbul Barosu, Cumhuriyet Halk Partisi, Atatürkçü Düşünce Derneği, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve Laiklik Meclisi gibi kurumlar suç duyurusunda bulundu.
Eğitim alanındaki bir diğer önemli tartışma başlığı ise 2024 yılında kamuoyuna açıklanan “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” oldu. Söz konusu öğretim programına karşı, başta Eğitim-İş ve Eğitim Sen olmak üzere çeşitli sendika ve sivil toplum kuruluşları tarafından Danıştay nezdinde davalar açıldı.
Dava sürecinde Danıştay 8. Dairesi, programın hazırlanışına ilişkin belgeleri bakanlıktan talep etti. Yargılama süreci devam ederken, daire yürütmenin durdurulması talebini oy çokluğuyla reddetti. Karara karşı oy kullanan üye ise programın, eğitimde bilimsel ve laiklik ilkeleri açısından değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.
Öte yandan, MEB’in yayımladığı “ramazan genelgesi” de yeni bir hukuki süreci beraberinde getirdi. Bu kapsamda Atatürkçü Düşünce Derneği, Laiklik Meclisi, SOL Parti ve Türkiye Komünist Hareketi tarafından ayrı ayrı suç duyuruları yapıldı.
Ayrıca bazı veliler de Danıştay’da dava açarak yürütmenin durdurulmasını talep etti. Başvurularda, anayasanın ilgili maddelerine atıf yapılarak eğitim politikalarının hukuki çerçevede değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Danıştay 8. Dairesi, 12 Mart tarihinde bakanlıktan savunma isteme kararı aldı.
20.03.2026 – 22:36
