Seller ve Denizler Arasında: Punch’ın Hikâyesi

Son birkaç yıldır kuraklık sorunu yaşayan şehirler şimdi de sellerle uğraşmaya başladı. Hava şartlarının değişmesiyle birlikte bazı yerlerde aşırı yağışlar etkili oluyor.

Göcek’te ise denizi korumak için DERİA adlı bir çalışma başlatıldı ve bölge koruma altına alındı.

Öte yandan maymun Punch’ın hikâyesi de merak konusu oldu. Punch’ı annesinin neden terk ettiği sorusu ise akıllarda soru işareti bıraktı.

“Temel sorun suyu iyi yönetemememiz”

Antalya’da yaklaşık bir ay boyunca aralıksız yağan yağmur, taşan akarsular nedeniyle çok sayıda seraya ve ekili alana zarar verdi. Çanakkale’de ise son yıllarda neredeyse tamamen boş kalan Atikhisar Barajı taştı; kentteki çaylar önüne ne gelirse sürüklerken teknelerin battığı görüldü. İzmir’den Yozgat’a kadar Türkiye’nin birçok noktasından her gün yeni bir taşkın, sel ve heyelan haberi geliyor.

Süleyman Demirel Üniversitesi Su Enstitüsü’nün kurucu üyelerinden, Türkiye Tabiatını Koruma Derneği Bilim Kurulu üyesi ve limnolog (gölbilim uzmanı) Erol Kesici, son yıllarda sık sık yapılan kuraklık uyarılarına rağmen yaşanan bu yoğun yağışların nasıl değerlendirilmesi gerektiğini anlattı. Kesici, “Bu yağışlara sevinmeli miyiz, yoksa doğa bize başka bir mesaj mı veriyor?” sorusuna dikkat çekici yanıtlar verdi.

Kesici’ye göre asıl sorun, kuraklık ile aşırı yağış arasındaki ilişkinin yeterince fark edilmemesi ve buna göre önlem alınmaması. “Bir yandan susuzluktan söz ederken, diğer yandan yaşam alanları suyun içinde boğuluyor. Tarım alanlarında büyük zararlar oluşuyor, çevre kirliliği artıyor. Bu büyük bir çelişki” diyen Kesici, artan sıcaklıkların su döngüsünü bozduğunu vurguladı.

Kesici, “İklimin güvencesi olan su döngüsü bozulduğunda, uygun şartlar oluştuğunda ani ve çok şiddetli yağışlar ortaya çıkıyor. Göllerimiz, nehirlerimiz ve barajlarımız kuruyor. Doğada su azalıyor, hava daha kuru ve sıcak hale geliyor. Bu da aşırı kuraklığı ve iklim krizini daha da derinleştiriyor” ifadelerini kullandı.

İstersen bunun devamını soru-cevap, kutu bilgi ya da daha kısa haber formatında da düzenleyebilirim.

Erol Kesici’nin anlattıkları, yaşanan sürecin tam anlamıyla bir kısır döngüye dönüştüğünü gösteriyor. Kesici, temel problemin suyun doğru yönetilememesi olduğunu vurgulayarak şunları söylüyor:

“Bizim en büyük sorunumuz suyu iyi yönetememek. Suyumuzun yaklaşık yüzde 80’ini tarımsal sulamada verimsiz şekilde kullanıyoruz. Göllerimizde ve derelerimizde su kalmayınca bu kez yeraltı sularına yöneliyoruz ve sondajlarla su çekiyoruz. Bu da başka bir hidrolojik tahribata yol açıyor. Modern sulama sistemleri konusunda çok gerideyiz. Bunun yanında altyapı eksiklerimiz de ciddi boyutta. Su yataklarını işgal ediyor, daraltıyor, betonluyor ve yapılaşmaya açıyoruz.”

Erol Kesici, hem kentlerde hem de kırsal alanlarda suyu tutacak ve depolayacak alanların yetersiz olduğuna dikkat çekiyor. Kesici, yağışlardan gerçekten fayda sağlanabilmesi için suyun sele dönüşmesinin mutlaka engellenmesi gerektiğini vurguluyor.

Kesici’ye göre seller başlı başına bir altyapı sorunu. Bu nedenle “sünger kentler” kurulması gerektiğini belirten Kesici, bu kentlerde doğayla uyumlu kentsel tasarımların öne çıktığını söylüyor. Parklar, yeşil çatılar, yapay sulak alanlar ve geçirimli kaldırımlar sayesinde yağmur suyunun kentten ya da tarım alanlarından uzaklaştırılırken atık olarak görülmediğini ifade ediyor.

Kesici, yağış ve sel sularının belirli bölgelerde doğal yollarla filtrelenerek yeniden kullanılabilir bir kaynağa dönüştürülebileceğini belirtiyor. Yağmur suyu hasadı ve atık suların ileri teknolojilerle arıtılarak tekrar kullanılması gibi yöntemlerin doğayı koruyacağını söyleyen Kesici, “Doğayı korursak, doğa da bizi korur” diyerek sözlerini tamamlıyor.

Göcek’te deniz ekosistemini korumaya yönelik yeni bir adım atıldı. Türkiye Çevre Ajansı (TÜÇA), Fethiye-Göcek Özel Çevre Koruma Bölgesi’nde hayata geçirdiği DERİA Mapa-Şamandıra Yönetim Sistemi ile denizlerin akciğerleri olarak bilinen deniz çayırlarını ve hassas kıyı ekosistemini koruma altına almayı hedefliyor.

Pilot bölge olarak seçilen Göcek ve Dalaman koylarında kurulan modern sistemin, kontrolsüz demirlemeler nedeniyle deniz tabanında oluşan tahribatın önüne geçmesi amaçlanıyor.

DERİA’nın internet sitesi ve mobil uygulaması üzerinden yapılan düzenlemeyle teknelerin bir koyda en fazla 3 gün, Göcek bölgesinin tamamında ise arka arkaya en fazla 11 gün konaklamasına izin verilecek. Bu uygulamayla koylarda tüm sezon boyunca hareket etmeden kalan teknelerin önüne geçilmesi hedefleniyor.

“Aslında hiçbir primat yavrusunu bırakmak istemez”

Japonya’daki Ichikawa Hayvanat Bahçesi’nde yaşayan ve annesi tarafından reddedilen yavru makak Punch, birçok kişinin içini burktu. Diğer yavrular annelerine sarılarak kas koordinasyonlarını geliştirirken, Punch bu süreci hayvanat bahçesi görevlilerinin verdiği havlu ve pelüş oyuncaklarla öğrenmeye çalışıyor. Videolarda sıkça görülen ve hatta markaların reklamlarına bile konu olan turuncu orangutan pelüşü ise Punch’ın en sevdiği oyuncaklardan biri.

Punch’ın yaşadıklarını, yaban hayatı veteriner hekimi ve WWF-Türkiye Biyoçeşitlilik Kıdemli Danışmanı Ahmet Emre Kütükçü şöyle anlatıyor:

“Yuva yapma, alan arama ve yavruya yönelme gibi davranışlar hormonların kontrolünde gelişir. Ancak bu sadece anneyle sınırlı bir durum değildir. Birçok kuş, memeli ve sürüngen türünde yavruya yönelik koruyucu davranışlar görülür. Yani annelik, yalnızca hormonal değil; sosyallik, aile ilişkileri ve türün yaşam biçimiyle birlikte şekillenen bir süreçtir.”

Bir annenin yavrusunu terk etmesinin oldukça nadir görülen bir durum olduğunu belirten Kütükçü, bunun genellikle olumsuz koşullar altında yaşandığını söylüyor. “Punch örneğinde olduğu gibi anne genç ve deneyimsizse, yavruya bakabileceğine dair kendini yeterli hissetmeyebilir ve bu nedenle yavruyu reddedebilir” diyen Kütükçü, primatlar gibi sosyal türlerde yavru sahibi olmanın aynı zamanda bir statü göstergesi olduğuna da dikkat çekiyor.

Kütükçü, bazı türlerde yavrusu olmayan bireylerin başkasının yavrusunu sahiplenmeye çalışabildiğini, hayvanat bahçesi ortamında genç bir annenin yaşadığı ek stres faktörlerinin de yavruyu reddetme ihtimalini artırabileceğini ifade ediyor.

İstersen bunu kısa haber, uzman görüşü kutusu ya da sosyal medya uyumlu bir versiyonla da düzenleyebilirim.

Kaynak: https://www.hurriyet.com.tr/kelebek/hurriyet-pazar/seller-denizler-ve-punch-43118723

01.03.2026 – 22:18

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir