Beyaz Önlüğün Tarihi Direnişi: Tıbbiyelilerin Mirası

İşgal altındaki İstanbul’da tıbbiyelilerin başlattığı 14 Mart direnişi, bugün de hekimlerin ekonomik kriz, sağlıkta şiddet ve ağır çalışma koşullarına karşı verdiği mücadelede yaşamaya devam ediyor. Tıp Bayramı olarak anılan bu tarih, yalnızca mesleki bir kutlama günü değil, aynı zamanda sağlık çalışanlarının hak arayışını ve dayanışmasını simgeleyen önemli bir gün olarak görülüyor.

Tıbbiyelilerin 1919’da yaktığı bağımsızlık meşalesi, bugün “nitelikli sağlık ve insanca yaşam” mücadelesiyle yaşamaya devam ediyor. 14 Mart artık yalnızca bir kutlama günü olarak değil; hekimlerin emeğine sahip çıktığı, halkın sağlık hakkını savunduğu ve mesleğin onurunun hatırlandığı bir gün olarak görülüyor.

Türkiye’de modern tıp eğitiminin başlangıcı olarak kabul edilen 14 Mart, bu yönüyle sadece bir tarih değil; bir ülkenin kaderinde iz bırakan genç tıbbiyelilerin cesaretini simgeleyen bir gün. 14 Mart 1919’da İstanbul işgal altındayken, Tıbbiye 3. sınıf öğrencisi Hikmet Boran ve arkadaşlarının işgale karşı başlattığı protesto, kısa sürede bir direniş sembolüne dönüştü.

Aradan geçen yıllara rağmen bu miras hâlâ canlılığını koruyor. O gün yükselen “Biz buradayız” mesajı, bugün hekimlerin ekonomik kriz, sağlıkta şiddet ve ağır çalışma koşullarına karşı verdiği mücadelede yeniden anlam buluyor. Böylece 14 Mart, geçmişten bugüne uzanan bir direniş ve hak arayışı geleneğini temsil etmeyi sürdürüyor.
Bugün gelinen noktada Türk sağlık sistemi, tarihinin en zorlu sınavlarından birini veriyor. Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve uluslararası kuruluşların verileri, sistemdeki alarm zillerinin giderek daha net duyulduğunu ortaya koyuyor. Bütçede sağlığın payının düşmesi ise dikkat çeken başlıklardan biri olarak öne çıkıyor.

2026 yılı bütçe verilerine göre Türkiye, sağlığa ayırdığı payda yüzde 4.7 ile OECD (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü) ülkeleri arasında son sıralardaki yerini koruyor. Uzmanlara göre bu tablo, sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliği açısından ciddi bir risk oluşturuyor ve sistemin geleceğine dair soru işaretlerini artırıyor.

Öte yandan Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın yarattığı etkilerin yalnızca hekimleri değil, hastaları da doğrudan etkilediği ifade ediliyor. Sağlıkta şiddet vakalarının artması, güvenliksiz çalışma ortamları ve liyakatten uzak yönetim anlayışı gibi sorunlar, sağlık sisteminde yaşanan sıkıntıların büyüdüğüne işaret ediyor.

Tüm bu gelişmeler, 14 Mart 1919’da ortaya çıkan direniş ruhunun neden bugün hâlâ canlı tutulduğunu gösteriyor. Hekimler, hem meslek onurunu hem de toplumun nitelikli sağlık hizmetine erişim hakkını savunma mücadelesini sürdürdüklerini dile getiriyor.

Kaynak:https://www.cumhuriyet.com.tr/saglik/isgalden-bugune-bir-direnis-ve-hak-arayis-hikayesi-tibbiyelilerin-mirasi-2486694

14.03.2026-14:28

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir