Danıştay, Milli Eğitim Bakanlığı’nda kısa sürede yapılan görevden alma işlemiyle ilgili dikkat çeken bir karara imza attı. Yaklaşık iki ay görev yapan bir daire başkanının gerekçe gösterilmeden görevden alınması hukuka aykırı bulundu. Karar, kamu yönetiminde liyakat ve gerekçe ilkesinin önemini bir kez daha gündeme taşıdı.
MEB bünyesinde görev yapan daire başkanının kısa süre içinde görevden alınarak “araştırmacı” kadrosuna atanmasına ilişkin işlem yargıya taşındı. İlk derece mahkemesi ve istinaf sürecinde idarenin takdir yetkisi kapsamında değerlendirilen işlem, Danıştay tarafından farklı bir açıdan ele alındı.
Gerekçe sunulmadı, kamu yararı ortaya konulmadı
Danıştay, idarenin görevden alma yetkisinin sınırsız olmadığına dikkat çekerek, bu tür işlemlerin mutlaka kamu yararı ve hizmet gerekleriyle gerekçelendirilmesi gerektiğini vurguladı. İncelenen dosyada ise görevden alma kararını destekleyecek somut bir gerekçenin bulunmadığı belirtildi.
“Yeterli süre verilmeden görevden alındı”
Kararda öne çıkan bir diğer önemli nokta ise yöneticinin görev süresinin kısalığı oldu. Mahkeme, ilgili kişinin performansını gösterebileceği yeterli süre tanınmadan görevden alınmasının hukuki açıdan sorunlu olduğuna işaret etti.
Liyakat ilkesi vurgulandı
Danıştay, söz konusu yöneticinin geçmiş görevleri ve kariyer sürecini değerlendirerek, daire başkanlığına liyakat esasına göre atandığını ifade etti. Buna rağmen görevden alınmasına ilişkin somut bir gerekçe sunulmaması, işlemin hukuka aykırı sayılmasında belirleyici oldu.
Karar bozuldu, dosya yeniden incelenecek
Danıştay, alt mahkemelerin kararlarını bozarak dosyanın yeniden görüşülmesine hükmetti. Kararın kesin olduğu ve karar düzeltme yolunun kapalı bulunduğu da belirtildi.
Bu karar, kamu kurumlarında atama ve görevden alma süreçlerinde keyfi uygulamaların sınırlarını yeniden tartışmaya açarken, gerekçe zorunluluğu ve liyakat ilkesi açısından emsal niteliği taşıyor.
26.03.2026 –13:56
