13.04.2026 14:53
Avrupa Birliği, 50 yıl sonra ilk kez Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü başkanlığını yeniden kazanmak istiyor. Ancak üç aday üzerinde uzlaşamayan Brüksel, küresel dengelerin belirleyici olacağı kritik yarışa parçalı girme riskiyle karşı karşıya.
Birleşmiş Milletler’in en etkili teknik kurumlarından biri olan Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) başkanlığı için yarış resmen başladı. 2027’de görevi devralacak isim, küresel gıda güvenliği standartlarından balıkçılık ve ormansızlaşma kurallarına kadar geniş bir alanda belirleyici olacak. Bu nedenle seçim, sadece teknik değil aynı zamanda jeopolitik bir mücadele olarak görülüyor.
Politico’nun aktardığına göre Avrupa Birliği, yarım yüzyıldır elinde bulunmayan bu kritik pozisyonu geri almak istiyor. Ancak 2019’da yaşanan başarısızlığın izleri hâlâ taze. O dönemde Batı bloğunun bölünmesi, görevin Qu Dongyu’ya gitmesine yol açmıştı. Çinli bürokrat, görev süresi boyunca örgüt içinde Çinli kadroların ağırlığını artırmak ve gündemi Pekin’in önceliklerine yaklaştırmakla eleştirildi.
Şimdi Qu’nun son dönemine girilirken, Brüksel bir kez daha sahneye çıkıyor. Ancak bu kez de temel sorun aynı: ortak bir aday etrafında birleşememek.
ÜÇ İSİM, ÜÇ KRİTİK SENARYO
AB içinde öne çıkan üç isim bulunuyor ancak hiçbirinin açık ara önde olduğu söylenemiyor.
İrlanda’nın adayı Phil Hogan, yarışın en güçlü figürlerinden biri olarak görülüyor. Eski AB tarım ve ticaret komiseri olan Hogan, özellikle Mercosur ticaret anlaşmasını ilerletmedeki rolüyle biliniyor. Ancak Covid-19 döneminde kuralları ihlal ettiği bir akşam yemeği nedeniyle istifa etmek zorunda kalması, siyasi bagajını ağırlaştırıyor. Ayrıca çok uluslu şirketlere danışmanlık yapması, gelişmekte olan ülkelerin çıkarları konusunda soru işaretleri doğuruyor.
İtalya’nın desteklediği Maurizio Martina ise hâlihazırda FAO’da genel direktör yardımcısı. Kurum içi işleyişi ve güç dengelerini iyi bilmesi önemli bir avantaj. Ancak bu yakınlık aynı zamanda dezavantaj: bazı üye ülkeler Martina’yı mevcut yönetimle fazla iç içe görmekte. Ayrıca FAO’nun Roma merkezli olması, kurum başkanının ev sahibi ülkeden seçilmesine yönelik yazılı olmayan kuralı gündeme getiriyor.
İspanya’nın adayı Luis Planas ise daha “güvenli” bir seçenek olarak değerlendiriliyor. 2018’den bu yana tarım bakanı olan Planas, uzun diplomatik kariyeri ve düşük profil siyasetiyle biliniyor. Ancak dikkat çekici bir siyasi ağırlık yaratamaması ve Washington ile Madrid arasındaki gerilimli başlıklar, uluslararası destek açısından sınırlayıcı olabilir.
ANKARA’NIN ADAYI MEHMET MEHDİ EKER
Yarış yalnızca Avrupa içi bir rekabet değil. Türkiye de sürecin önemli aktörlerinden biri. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, eski tarım bakanı Mehmet Mehdi Eker’i aday gösterdi. Ankara’nın Doğu ile Batı arasında köprü rolü, Eker’e özellikle gelişmekte olan ülkeler nezdinde avantaj sağlayabilir.
Afrika kıtasında ise Angola’nın adayı Josefa Sacko öne çıkıyor. Seçilmesi halinde FAO’nun ilk kadın başkanı olacak. Ancak Fas’ın da aday çıkarmayı değerlendirmesi, Afrika oylarının bölünmesi riskini artırıyor.
Latin Amerika ise stratejik bir tercih yapmış durumda. Bölge ülkeleri, yıl sonunda boşalacak BM genel sekreterliği için güç biriktirirken, FAO yarışında Avrupa’yı desteklemeye daha açık bir tutum sergiliyor.
ABD’de ise yaklaşık 100 tarım örgütü, Başkan Donald Trump’a kendi adayını çıkarma çağrısı yapıyor. Washington bugüne kadar FAO başkanlığına hiç sahip olmadı ve finansal katkısına rağmen etkisinin sınırlı kaldığını savunan çevreler bu durumu değiştirmek istiyor.
KAPALI KAPILAR ARDINDA YOĞUN SEÇİM TRAFİĞİ
FAO başkanı, 194 üyenin (193 ülke + AB) oy kullandığı gizli bir oylamayla belirleniyor. Süreç kamuya açık tartışmalardan ziyade yoğun diplomatik temaslarla ilerliyor. Adaylar aylar boyunca ülkeleri ziyaret ederek destek toplamaya çalışıyor.
Brüksel’deki bir yetkili süreci “toprak sağlığına önem verenler için güzellik yarışması” olarak tanımlarken, bir diplomat bunu “papalık seçimine benzer bir konklav”a benzetiyor.
KÜRESEL GÜÇ DENGESİNDE FAO’NUN ÖNEMİ
FAO başkanlığı, görünenden daha fazla yetki barındırıyor. Yaklaşık 15 bin çalışanı olan kurumun başındaki isim, üst düzey atamaları doğrudan yapabiliyor ve küresel tarım politikalarının yönünü belirlemede ciddi etkiye sahip
Batılı bağışçılar, özellikle Qu Dongyu döneminde kurumun tarafsızlığının zedelendiğini düşünüyor. Örneğin FAO’nun, 2022’de Rusya’nın Ukrayna’yı işgali için uzun süre “özel askeri operasyon” ifadesini kullanması eleştiri konusu olmuştu.
Qu ise bu eleştirileri reddederek FAO’nun teknik bir kurum olduğunu ve siyasi tartışmaların dışında kalması gerektiğini savunuyor.
ZORLU SÜREÇTE BİRLİK SINAVI
Uzmanlara göre AB’nin kendi içinde uzlaşması tek başına yeterli değil. 2019’daki sonuçlar, Batı’nın birleşik oylarının bile tek başına zafer getirmediğini gösterdi.
Alman Kalkınma ve Sürdürülebilirlik Enstitüsü’nden araştırmacı Sebastian Haug’a göre, ABD’nin çok taraflılıktan kısmen geri çekildiği bir dönemde güç dengeleri yeniden şekilleniyor. Bu da FAO başkanını, küresel gıda sisteminin geleceğini belirlemede kilit aktör haline getiriyor.
Ancak sonuç basit bir matematiğe dayanıyor: AB’nin sadece kendi içinde uzlaşması değil, dünyanın geri kalanını da ikna edecek bir aday çıkarması gerekiyor.
Brüksel’in bunu başarmak için ise yalnızca birkaç ayı var.
14.04.2026-00.03
