Türkiye’de acil servislere yapılan başvuruların 2025 yılında yaklaşık 200 milyona ulaşması, sağlık sistemindeki yapısal sorunları yeniden gündeme taşıdı. Uzmanlar, poliklinik yoğunluğu, randevu erişimindeki zorluklar ve sevk sistemindeki eksikliklerin acil servislerdeki yükü artırdığına dikkat çekiyor.
Türkiye’de acil servisler son yılların en yoğun dönemlerinden birini yaşıyor. 2025 yılında acil servislere yapılan başvuruların yaklaşık 200 milyona ulaşması, hem sağlık çalışanlarının iş yükünü artırdı hem de gerçek acil vakaların hizmete erişimini zorlaştırdı.
Uzmanlara göre ortaya çıkan tablo, yalnızca hasta sayısındaki artışı değil, sağlık sistemindeki yapısal eksiklikleri de gözler önüne seriyor.
POLİKLİNİK YOĞUNLUĞU ACİLLERE YÖNLENDİRİYOR
Sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan sorunlar nedeniyle birçok vatandaş çözümü acil servislerde arıyor. Özellikle polikliniklerde yaşanan yoğunluk ve randevu bulma güçlüğü, acil servis başvurularının artmasında önemli rol oynuyor.
Uzmanlar, kısa muayene sürelerinin de hastaların sağlık sorunlarına yeterli çözüm üretemediğini ve bu nedenle vatandaşların daha hızlı değerlendirilme umuduyla acil servislere yöneldiğini belirtiyor.
MUAYENE SÜRELERİ TARTIŞMA KONUSU
Acil Tıp Uzmanı Dr. Benan Koyuncu, polikliniklerde muayene sürelerinin bazı durumlarda 5 dakikaya kadar düştüğünü belirterek, bu sürenin birçok sağlık sorununun ayrıntılı değerlendirilmesi için yeterli olmadığını ifade etti.
Uzmanlara göre kısa muayene süreleri, hem hasta memnuniyetini olumsuz etkiliyor hem de sağlık kuruluşları arasındaki hasta hareketliliğini artırıyor.
SEVK SİSTEMİ EKSİKLİĞİ YÜKÜ ARTIRIYOR
Sağlık uzmanları, etkili bir sevk sisteminin bulunmamasının da acil servislerdeki yoğunluğun temel nedenlerinden biri olduğunu vurguluyor.
Birinci basamak sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi ve hastaların uygun sağlık kuruluşlarına yönlendirilmesi halinde acil servislerdeki yükün önemli ölçüde azalabileceği belirtiliyor.
GERÇEK ACİL VAKALAR ETKİLENİYOR
Acil servislerde hastalar; kırmızı, sarı ve yeşil alan olarak sınıflandırılıyor. Ancak uzmanlar, özellikle acil olmayan başvuruların artmasının sağlık personelinin zaman ve kaynaklarını zorladığını ifade ediyor.
Bu durumun, kritik müdahale gerektiren gerçek acil vakaların bakım süreçlerini de olumsuz etkileyebileceği değerlendiriliyor.
ACİL TIPTA İNSAN KAYNAĞI SORUNU
Yoğun çalışma temposu ve artan iş yükü nedeniyle acil tıp alanında görev yapan hekimlerin de önemli zorluklarla karşı karşıya kaldığı belirtiliyor.
Uzmanlar, bazı asistan hekimlerin eğitim süreçlerinde bekledikleri klinik deneyimi yeterince elde edemediklerini ve bu nedenle mesleki motivasyon kaybı yaşadıklarını ifade ediyor.
ÇALIŞMA KOŞULLARI DİKKAT ÇEKİYOR
Acil servis çalışanlarının fiziksel çalışma koşulları da sağlık camiasında tartışılan konular arasında yer alıyor. Birçok hastanede acil servislerin bodrum veya zemin katlarda hizmet verdiğine dikkat çekilirken, çalışanların uzun saatler boyunca yoğun ve stresli ortamlarda görev yaptığı belirtiliyor.
Uzmanlar, sağlık çalışanlarının çalışma koşullarının iyileştirilmesinin hem hizmet kalitesine hem de çalışan memnuniyetine olumlu katkı sağlayacağını vurguluyor.
ÇÖZÜM İÇİN YAPISAL ADIMLAR ÖNERİLİYOR
Sağlık alanındaki uzmanlar, acil servislerdeki yoğunluğun azaltılması için birinci basamak sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi, etkin sevk mekanizmalarının oluşturulması ve poliklinik hizmetlerine erişimin kolaylaştırılması gerektiğini belirtiyor.
Yapılacak düzenlemelerle hem sağlık çalışanlarının üzerindeki yükün hafifletilmesi hem de vatandaşların sağlık hizmetlerine daha hızlı ve etkin şekilde ulaşmasının mümkün olabileceği ifade ediliyor.
02.06.2026 – 13:27
